Geçmişlerin Çarpışması


'' Sen ne kadar bilirsen bil ve anlatırsan anlat; senin bildiğin ve anlattığın karşındakinin anladığı kadardır. '' der Mevlana.

İnsanlar, bazen söylemek istediklerini öylece söyleyemez ya da öylece söylese de kafasında daha önceden kurmuş olduğu beklentileri sağlayamaz. 

Oysa o her hamleyi hesaplamış ve ona göre kurmuştu her şeyi kafasında ve sadece karşısındakinin oyuna göre hareket etmesi yeterli olacaktı. Ama olmuyor bu çünkü açıkça söylenen ya da mesaj olarak verilen sözlerin karşı taraftaki etkisi de önemlidir.

Karşı tarafta olan birey o sözleri ya da mesajı aldığında yapacağı ilk şey geçmiş yaşantıları arasında onları anlamlandırmaktır. Bu da onun farklı bir anlam çıkarabileceği ve beklentisi olan kişinin oyunun bozulabileceği anlamına geliyor çünkü her insan farklı şartlara, farklı yaşantılara sahiptir. 

Sözleri sarfeden kişi de vermek istediği mesajı kendi geçmiş yaşantıları arasındaki anlamlandırmayla verdiği için bu kişiler arasında geçmişlerinin çarpışması yaşanır. Bu çarpışma sonunda hangisi mi kazanır dersen orası geçmişlerin birbirini ne kadar tamamladığı ile alakalıdır.

Geçmişlerin çarpışması sonucunda yüzde yüzlük bir eşleşme olmaz ama geçmişleri birbirlerine yakın olanlar, birbirlerini anlamaya daha yakındırlar.

Şimdi sözlerinizi söylerken şuna dikkat edin;

Karşınızdaki kişi ile geçmişleriniz çarpışırken birbirinizi ne kadar anlatıp, birbirinizi ne kadar anlayacaksınız.

Yazımın başında da dediğim gibi;

'' Sen ne kadar bilirsen bil ve anlatırsan anlat; senin bildiğin ve anlattığın karşındakinin anladığı kadardır. '' der Mevlana.

ama Mevlana'nın bu sözünün altyapısını da insanların geçmişleri sağlar.

İngilizce Çeviri Yapılır


İngilizce İşletme son sınıf öğrencilerinden ingilizce çeviri yapılır. Detaylı bilgi almak için;

arayabilir; 0551 208 30 57

ya da

mail atabilirsiniz; aygok10@hotmail.com

Leyla ile Mecnun Pazartesi Sendromunu Yıkar


Haftanın son günüyle gelen rahatlama '' Pazartesi '' nin yaklaşmasıyla cehenneme doğru ilerlemeye başlıyor. Herkesin çarşambadan itibaren her şeyi pazartesiye bırakması da insanın karşısına koca bir yığınak olan pazartesiyi çıkarıyor. Pazartesi için edilen küfrün haddi hesabı yokken verdiği sıkıntı ve stres de aynı şekildedir.

Uzun zamandır nefret ettiğim pazartesiyi bana sevdiren bir dizi var adı ; Leyla ile Mecnun benim deyimimle Pazartesi Sendromu İlacı. Bu dizi bugüne kadar izlediğim diziler arsında gerçekten farklı bir yere sahip çünkü bu dizi komedinin ötesinde '' absürt komedi '' kategorisinde. Neden arama diyor sana senarist çünkü biz en absürt olasılıkları odaklanırız diyor. İşte bizim kendi kafamızın içinde derinde saklanan o düşünceleri alıp ekrana taşıyan bir dizi Leyla ile Mecnun.

Adına kanıp, TRT de yayınlanıyor nasıl olsa sıradan bir dizidir görüşüne kapılan ve bu diziden mahrum kalan o kadar insan var ki.

Pazartesinin verdiği o bütün yorgunluğu alması için ekranın başına geçin sadece sorgulamadan izleyin...




Aynı gün, aynı hastanede dünyaya gelen iki bebek, hastanedeki yatak sayısının azlığından dolayı yan yana yatırılırlar. Ailelerinin "doğar doğmaz birbirlerini buldular" demesiyle, beşik kertmesi yapılan çift, isimlerini efsane âşıklar "Leyla ve Mecnun" dan alırlar... 

Leyla ve Mecnun'un beşik kertmesi yapılmasının üzerinden yirmi beş yıl geçmiştir. Leyla İstanbul Üniversitesi'nde, Mecnun ise Açık Öğretim'de okumaktadır. Her ikisinin de birbirlerinden haberi yoktur. Bir sabah, ailesi Mecnun'a durumu anlatır ve Leyla'yı istemeye giderler. Mecnun bu durumdan rahatsız olsa da ailesinin zoruyla Leyla'nın evine gider. Uzun süredir görüşmeyen iki ailenin tartışmasıyla sonlanan ziyarette Mecnun, Leyla'yı görmüş ve görür görmez de âşık olmuştur. Mecnun Leyla'nın peşinden koşmaya başlar. Onunla tanışmak ve onu etkileyebilmek için ne yapacağını bilemeyen Mecnun, bir gece rüyasında Aksakallı Dede'yi görür. Ancak Aksakallı Dede'nin rüyalarından çıkıp Mecnun'la beraber yaşamaya başlamasıyla durumlar iyice karışır. 

Leyla ile Mecnun, TRT 1'de...
* Oyuncular
* Ali Atay, Ezgi Asaroğlu, Ahmet Mümtaz Taylan, Asuman Dabak, İşdar Gökseven, Cengiz Bozkurt ve Köksal Engür.

* Yönetmen * Onur Ünlü * Program Ekibi

* Senaryo: Burak Aksak

Nesine? Hem Büyüğüne, Hem Garantisine!

Biliyorsunuz Yılbaşı Özel Çekilişi Türk Milleti için geleneksel bir heyecandır. Çekiliş yapılırken herkes ekran başına kilitlenir, sizin numaralarınızı taşıyan topların çekilmesi için dualar edilir. Biletinize sonuna kadar güvenirsiniz çünkü onu, uğurlu olduğuna inandığınız bayiden almışsınızdır. Lakin gelin görün ki hep amorti!

Biz de sevgili bloğunuz olarak araştırdık ve son 10 çekilişin 2 tanesinin büyük ikramiyesi Nesine.com’da satılan Milli Piyango biletlerine çıktığını gördük. Bu nedenle biz de dedik ki, neden bu blogda da Nesine.com biletlerinden satmıyoruz? Şanslı okurlarımızın ayağına kadar getirmiyoruz? Hatta bir de üzerine neden bomba gibi bir kampanya yapmıyoruz; 5‘er adet biletten oluşan Amorti garanti paketi alana 1 Amorti Garanti demiyoruz?

Sizce de buradan daha şanslı başka bir yer var mı? TIKLA, HEMEN BİLETİNİ AL! 


Şansımız dönecek diye saatlerce kuyrukta beklerken aslında farkında olmadan şansımızı kaçırıyoruz. İnanın hiçbir şey sizi o kadar beklemez! Demem o ki; yılbaşında biletlerinizi benim bloğumdaki link üzerinden alın, siz kazanın biz de mutlu olalım!

Bir bumads advertorial içeriğidir.

Yeni Yıldan Dilenirken


Yeni bir yıla daha girmeye sadece günler kaldı ve her yer çoktan '' Hoşgeldin 2012 '' ve '' Mutlu Yıllar '' yazılarıyla donatıldı bile.

Yılbaşı gelip çatınca da herkes bir şeyler dileyip geri saymaya başlayacak sanki ertesi günün sıradan bir gün olduğunu bilmiyormuş gibi aptala yatarak. O dilekler gerçek olacakmış gibi hayaller kuracak ve sonra olmayınca bir sonraki yılbaşını bekleyecek tıpkı öncekiler gibi. 

İyi uykular Türkiye.

Sizde dileklerinizi yorum yazarak bırakabilirsiniz. Belki yaklaşım kıyak geçer size :)

Yangın Var Filmi ile Hayata +1 Katın


Bu yılın güzel yanlarından biriydi sürekli karşıma çıkan fırsatlar ve o fırsatların gerçeğe dönüşmesi.. oturup hepsini yazmakla vakit kaybetmeyeceğim ama size en son olandan, yani Yangın Var Filminin galasına gitmemden bahsedeceğim.

Fikrimühimle gelen bir kampanya haberiydi mail adresimde beliren fırsatın adı ve diyordu ki '' Beş Fikrimühim Yangın Var Filminin galasında misafirimiz olacak.'' Fırsatın detaylarını okudukça Fikrimühimin bana sunduğu fırsat iyice hoşuma gitmeye başlamıştı bile. O kadar ki hemen her şeyi planlamış ve organize etmiştim bile, geriye sadece fırsat için yapmam gereken arkadaşlarımın ve sosyal medyanın desteğini almak ve sonuçları beklemekti.

Ve sonunda her şey bitmiş sadece sonucu beklemek kalmıştı. Derse girerken yapmış olduğum rutin bir kontrolden sonra mail adresimde o fırsatı gerçeğe dönüştürdüğüm yazınca yüzüme kocaman bir tebessüm yerleşmişti.

Ben ve bir arkadaşım İzmirden İstanbula, Yangın Var filminin galasına gidiyorduk. Her şey hazırlandı ve sıra geldi İstanbul semalarında olmaya, gelecek olan  arkadaşım elinde olamayan nedenlerden dolayı beni ekse de ben oradaydım işte. 

Önce değerli Fikrimühimlerle tanışmak vardı programda ve güzel muhabbetin ardından da filmin kokteyli daha sonra da sırada filmin gala gösterimini izlemek vardı.

Hepsi teker teker gerçekleşmişti bile ama bir farkla; Yangın Var Filmini sadece komedi filmi olarak hayal ederken bilemedim hem gülüp hem ağlayacağımı. Film o kadar bizdendi ki içinde kaybolup gidiyordum ara ara. 

Film insanda bir iz bırakmak için yapılmıştı ve o izi gerçekten de bırakıyordu, hayata +1 diyebilecek bir film istiyorsanız, galasında bulunma şansını yakalamış biri olarak sana bu filmi kaçırma diyorum.

Bu fırsatı bana sunan Fikrimühime ve bu fırsatı gerçeğe çevirmem de bana destek olan her arkadaşıma çok ama çok teşekkür ederim onlar sayesinde hayata +1 daha dedim.

3 Aralık Engelleri Kaldırma Günü


Bugün için herkes dünya engelliler günü diyebilir ancak bugün engelleri kaldırma ve öyle devam etmenin günü.

Bugünün adını twitter da trending topic kısmında görüp insanlar beni takip etsin diye yazmak dışında bir şey yapmak istiyorsan, hadi etrafındaki engelli insanların birer birey olduğunu aklına sokarak başla.

Onlara acımak, onlara sadece gördüğünde, aklına geldiğinde yardım etmek onlara kötülük yapmaktan başka bir şey değildir.

Sokak başında tekerlekli sandalyesiyle milli piyango satan teyzemi, belediyenin gevrek araçlarında gevrek satan dayımı her gördüğünde helal be diyorsan onların bizlerden daha güçlü hayata sarıldıklarının farkına varmalısın artık !

Hayat bu müşterektir derler ya hani işte öyle ; 70 milyon nüfusun bugün 8,5 milyonu engelli ama bu demek değil ki geri kalan hiç kimse engelli olmayacak. Hayatın cilvesini her an görebilirsin bu yüzden engelli vatandaşlarımız için engelleri kaldırmanın onların toplumumuzun bir parçası olduğunun farkında olmalıyız.

Onlar için yaşanabilir bir dünya yaratmak için hadi onların engellerini aşmaları için engelsiz bir dünya yaratalım !!!

Onları hayatın dışına itmeyi bırakın.. Engelleri Kaldır Kampanyası bizim katılın ona!!