.
Kişisel Kişisel

Geçmişlerin Çarpışması


'' Sen ne kadar bilirsen bil ve anlatırsan anlat; senin bildiğin ve anlattığın karşındakinin anladığı kadardır. '' der Mevlana.

İnsanlar, bazen söylemek istediklerini öylece söyleyemez ya da öylece söylese de kafasında daha önceden kurmuş olduğu beklentileri sağlayamaz. 

Oysa o her hamleyi hesaplamış ve ona göre kurmuştu her şeyi kafasında ve sadece karşısındakinin oyuna göre hareket etmesi yeterli olacaktı. Ama olmuyor bu çünkü açıkça söylenen ya da mesaj olarak verilen sözlerin karşı taraftaki etkisi de önemlidir.

Karşı tarafta olan birey o sözleri ya da mesajı aldığında yapacağı ilk şey geçmiş yaşantıları arasında onları anlamlandırmaktır. Bu da onun farklı bir anlam çıkarabileceği ve beklentisi olan kişinin oyunun bozulabileceği anlamına geliyor çünkü her insan farklı şartlara, farklı yaşantılara sahiptir. 

Sözleri sarfeden kişi de vermek istediği mesajı kendi geçmiş yaşantıları arasındaki anlamlandırmayla verdiği için bu kişiler arasında geçmişlerinin çarpışması yaşanır. Bu çarpışma sonunda hangisi mi kazanır dersen orası geçmişlerin birbirini ne kadar tamamladığı ile alakalıdır.

Geçmişlerin çarpışması sonucunda yüzde yüzlük bir eşleşme olmaz ama geçmişleri birbirlerine yakın olanlar, birbirlerini anlamaya daha yakındırlar.

Şimdi sözlerinizi söylerken şuna dikkat edin;

Karşınızdaki kişi ile geçmişleriniz çarpışırken birbirinizi ne kadar anlatıp, birbirinizi ne kadar anlayacaksınız.

Yazımın başında da dediğim gibi;

'' Sen ne kadar bilirsen bil ve anlatırsan anlat; senin bildiğin ve anlattığın karşındakinin anladığı kadardır. '' der Mevlana.

ama Mevlana'nın bu sözünün altyapısını da insanların geçmişleri sağlar.

0 yorum

Blog Listem