.
Kişisel Kişisel

İnadına Kanıyorum Yalanlara


Bir alt sokakta, yıkılmak üzere duran koca köşkte oturuyor benim gerçeklerim.. 

Ama uğramıyorum o sokağa ben, hani çocukken hep anlatırlardı ya bize; öcü var git oraya yer seni diye, onun gibi bir şey işte. Gerçeklerin beni kemirip tüketmesinden korkuyorum bazen, o yüzden tam sokağın başına geldim mi gözlerimi kapatıp koşuyorum sokaktan uzağa...

Tek ben değilim böyle gözlerini kapatıp kaçan milyonlar var yüz milyonlar var.. yoksa insan oğlunun var etmek istediği ütopyayı yine insanoğlunun kendi eliyle bozmasını seyretmek zor geliyor insana.. engel olmak için bir şeyler yapayım diyorsun bu kez acı çekmek istemediğin bir dünyaya kavuşmak için katlanılmaz acılar yumağına maruz kalıyorsun.

Acı, canını yakarken önce ütopyanın olmadığını sonra acısız bir hayat için bu acılara katlanılamayacak olduğuna karar veriyorsun. gerisi malum körebe oyunu..

Bu öyle bir körebe oyunu ki çok az kişinin gözü açık geri kalan herkes bir fanus içinde birbirlerini duyuyorlar ama yakalayamıyorlar, tıpkı tavşanın önündeki havuç gibi..

Tıpkı hiç gelmeyecek gemiyi kar tipi demeden sahilde beklemek gibi, bir gün gelecek dimi içinde o da olacak dimi demek gibi. Sakın ha söylemeyin o sahile asla bir geminin gelmeyeceğini ve içinde beklenenin olmadığını.. sadece el sallarken bakın ona yeter..

Dedim ya benim gerçeklerim bir alt sokakta oturuyor, komşum olsa da yeni yüzyılın yok ettiği komşuluk anlayışı yüzünden ben uzağım ona.

Peki sizin gerçeklerinizle komşuluğunuz nasıl..

1 yorum

tutsak 6 Ağu 2011 23:38:00

Bizim gerçeklerle komşuluğumuz Bir Afrika kadar; bİr somali kadar; bir ülkenin (yaşadığımız )çırpınışına kör edilmiş, kendi zindanlarımıza hapsedilmiş kadar uzak. Aslında ne var biliyor musun: Gözünün önünde oluşan bir kazada ölümle cebelleşen birisine yardım için yapabileceğin hiçbir alternatifin olmaması, çaresizlik gibi birşey...

Blog Listem