.
Kişisel Kişisel

İskender Pala'dan Aşknameyi Okuyun

Çok yeni bir kitap değil size önerdiğim bu kitap, benim elimdeki Aşkname'nin basımının üzerinden bile yaklaşık dört yıl geçti ancak içindeki samimi aşk hikayeleri zamana ayak direyen ve günümüze kadar ulaşabilen aşklardan oluşmakta.

Bazen bir şarkı ile geçmişinde kalan ama hala yüreğinde aşk hikayene kanatlanırsın, bazen bir gemide aşk hakkında konuşurken yahut senelerce ondan gelen mektuplarla. Hep içinde aşk vardır hayat gayen artık ona aşık olarak yaşamaktır, varın yoğun O olmuştur artık ve gerisi teferruat bile sayılmaz.


İskender Pala, Aşkname adlı bu eserini dört aşk hikayesinden oluşturmuş ve tarihe mıh gibi kazınan bu aşk hikayeleri ile günümüze o aşkları ulaştırmaya devam etmiştir.

Hikayelerdeki aşklar belki hep mutlu sonla biten aşk hikayeleri değil ama  kim mutlu sonla biten aşkın adını anmış ki zaten. İskender Pala hikayeleri anlatırken tarihe de ışık tutarak ilerliyor, sadece şiirler, hikayeler yahut aşk uğruna çekilen ezalar hikayelerde. Hikayeler, aşk zamanında neler olmuşsa ve aşk için nelerden vazgeçilmiş nelerle savaşılmış onu bile anlatmakta.

Beni her hikaye derinden etkilerken son hikaye olan Yollarda daha da sarstı. Çünkü aşık ile maşuk iki ayrı dünyalardaydı hep. Aşık Şehzade Cem ile neredeyse bir ömür geçirmiş, gittiği her Anadolu toprağına yanında gitmiş ve yabancı ellerde olduğu zaman efendimi gurbette yalnız bırakamam deyip ona sırdaşlık etmiştir. Maşuk ise  Beyazid ile arası çok iyi olan bir paşanın kızı olduğu için karşı tarafta yer almış ve aşık için ulaşılması her geçen gün daha da zorlaşmıştır.

Her gün kendisini sorgulayan aşık Cem Sultanına ihanet edememiş ve aşkından hep uzak kalmıştır. Cem Sultan ile yollara düşen aşık tarihe olan tanıklığı ile de o günlerin gerçeklerini yansıtmaktadır.


Hikayeden;



Bütün iyi dilekler ve selamlardan sonra...

Dilenciden sultana, köleden efendiye Hânım hey! .. 

Sen ki mahabbet gülistanıma revnak bağışlayanım, ejendimsin, 

Sen ki arzum, emelim, hicranım ve elemimsin, 

Ayrılığından dolayı yardım dilenmeye takatim yok senden, kapında kendini kaybedenlere gıptayla geçen ömrümde bir takate de ihtiyacım kalmadı artık. Sevgili eşiğinde ölene değil sağ kalana şaşmak gerekir, der bir bilge ama ben senden uzakta, aşkınla hasta, ama aşk sayesinde sıhhatteyim. Araya bunca yılın hasreti girmişken bir gün seni görmeye dayanabilir miyim bilmem, ama her sabah seni görüyor ve yüzünden aldığı güzellik ile insan içine çıkıyor diye güneşe, eşiğini döne dolaşa senden nur çalıyor diye her akşam mehtaba bakıyorum, bilesin. 'Bugün nasılsın ey kâinatın başı dönmüş yıldızı? ' diyorum ona, hasbıhal ediyorum; 'Ne haldedir sevgilim, hoş mudur, sofaca mıdır İstanbullar sultanı bugün? ' diye tekrar soruyorum. 'Hiç benim bulunduğum yerden daha kederli bir âleme doğdun mu sen; hiç aşkta altüst olmuş bencileyin bir firkatzede üzerine parladın mı? ' diye sitem ediyorum bazen... Velhasıl günlerce ve gecelerce güneşlere ve aylara durmadan ve dinlenmeden seni soruyorum, hâlâ bir haberini alamayışımı şikâyetle söylüyor, anlatıyorum. Senin beni unutma ihtimalini hatırlayıp çıldırıyorum bazı günler ve bazı geceler yüzünü eskisi gibi hayal edemeyeceğimden korkup kahroluyorum. Sonra tevbeler ediyorum. Seni unutma ihtimalini düşündüğüm için.

1 yorum

tutsak 19 Tem 2011 10:01:00

''Leyla'dan geçme faslındayım,
Mevla'yı bulma yollarında''
diyor ya MFÖ.
O aşkı bulduğunda insan; Aşık ta oradadır, Maşuk ta
Leyla'yı bulmak için Leyladan da geçmek gerek sanırım.
SEVGİ İ;LE KAL

Blog Listem