Hoscakal 2009 Merhaba 2010

Hoscakal 2009 Merhaba 2010
Bugün bu sözle başladık güne ve saymaya başladık saatleri.. Geri sayım anı için can atıyoruz birçoğumuz çünkü yeni bir yıl yeni bir umut ve yeni bir başlangıç var önümüzde.. Umarım 2010 ertelenmiş hayallerin, daha sonra diye ertelenen yaşanmayı bekleyen anların yaşandığı bir yıl olur.. Herkese mutlu umutlu yıllar...

BU ADAM NE ANLATIYOR.

video

Her insan farklı açılardan bakar ve farklı şeyler görür. Bazılarımızın acıdığı olaylarda veya kişilerde bazılarımız büyük bir güç büyük bir tutku görebilir. Kimi aman banane yapmasaymış der kimisi acaba neden böyle yaptı der bakın Erdal DEMİRKIRAN neler söylüyor bu videoda.. Belki hepsine katılabilir belki bazılarına katılabilir bazılarına katiyen karşı çıkarsınız ama bu adamı bakış açısına bence bir göz atın eminim size birşeyler katacaktır..

PAYLAŞ

NEREDEYİM BEN


Yaklaşık üç yıl oldu üniversiteye ilk adımımı attığımdan bu yana.. Bu üç yıl içinde çok şey yaşadım çok şey öğrendim. Ama buraya gelmeden önceki beklentilerim sadece beklenti olarak kaldı. Kendimi yaşadığım düşünce fakiri insanların arasından kurtarıp ben seçkin bir yerdeyim dedim ama hayatın bana daha önce öğrettiği dersin etütüyle karşı karşıya kaldım. Çünkü kendini dersin dışına atbilmiş gerçekleri kavrayabilmiş çok az insan buldum karşımda konuşmaya değer. Ama garip olansa artık kendini geliştirmiş olanlarda diğer insanlara katılmak zorunda kalıyor az olduklarından dolayı…
Hayatı yaşabilmiş o kadar az insan var ki burada bir şey paylaşabilmek o kadar zor ki eğlence dışında bunu dışardan bakan herkes çok kolay anlayabilir. Oysa üniversite hayatı böyle olmamalıydı.. O kadar çok insan var ki sadece kendi bildiğim doğru diyen karşısındakine konuşma fırsatı vermekten korkan. Ama karşıma pek kötü insanın çıktığını söylemem çok zor. Ekmeğimi paylaştığım cebimde kalan cebinde kalan bilgilerimi düşüncelerimi paylaştığım hayatı gören de arkadaşlarım var sadece selam verip geçtiklerimde. Eminim herkesin bir artısı vardır ki buradadır ancak o artıyı göstermekten korka çok insan var. Mahalle baskısı denen şey sadece sevgili konusunda aşılabilmiş burada o kadar umarım gerisi de gelir ve üniversitelerin içi gün geçtikçe boşalmaltan uzaklaşır gerçek amacına ulaşır…
AYDIN GÖKHAN KARATAŞ

TANGO: Aşkın ve Tutkunun Dansı


Tango -
Tango, aşkın ve tutkunun dansı... Bu tanımı hepimiz ne kadar çok duymuşuzdur kimbilir? Gerçekten de insanların kafasında bu tarzda çağrışımlar yapar TANGO kelimesi. Tango çok farklı bir danstır çünkü; asil, ağırbaşlı, kimi zaman öfkeli, kimi zaman ateşli, vazgeçilmez ve tutkulu bir danstır insanların kafasında... Her insan, az çok bu kelimeleri kullanır "Tango"'yu tanımlarken. Kimileri içinse Al Pacino'nun Kadın Kokusu filmindeki dansıdır "Tango" denildiğinde akla gelen...

Peki, hemen hemen herkesin ortak olarak kullandığı kelimelerden oluşan bir tanımı varken, herkesin tangoyu tam olarak tanıdığı yargısına varmak doğru mü? Tabii ki hayır. Arjantin'in ara sokaklarında doğan ve tüm dünyaya hızla yayılan bu dansı kaç kişinin yakından tanıdığını tahmin edebilmek çok zor. Ancak, ilginç bir şey var ki; bu dansı çok yakından tanıyan insanların da "Tango" kelimesi için yaptıkları tanım, az önce bahsettiğimiz tanımla çok fazla benzeşiyor. Yani, tangoyu sadece bir filmin bir sahnesi olarak bilen bir insanla, bunu yaşam biçimi olarak benimsemiş bir insan aynı tanımı yapabiliyor: Aşkın ve Tutkunun Dansı...Fakat, arada çok önemli bir fark var. Tangoyu tanıyan, anlayan ve yaşayan insan, kesinlikle bu tanımı çok fazla inanarak, yürekten yapıyor. Diğer insan ise sadece etrafta bu kelimeyle ilgili duyduğu kalıplardan dolayı bilinçaltına işlemiş ve kafasındaki çağrışımlardan oluşturduğu bir tanım yapıyor. Tango insan yaşamına farklı bir tat katıyor. Bunu yaşam amacı tango yapmak olan insanlarda çok rahat görebiliyoruz..

Bu Adam Ne Yapıyor


İçinde yüzlerce şey barındıran bir resim hayatımda gördüğüm anlamlı resimler arasında yerini aldı ve bende bunu paylaşmak istedim..
PAYLAŞ


Anlam Bulmak

Her fotoğraf içinde bir anlam bir mesaj barındırır ama herkes farklı şeyler alır. İşte sanatın güzel yanıda bu.. Ben burada hırsı görüyorum tutkuyu görüyorum inancı görüyorum ve sizlerin gördüklerinizi de çok merak ediyorum..
Anlam vermek herşeyden çok önemlidir benim için çünkü neden olduğunu gösterir bana. Günümüz insanının dediği gibi sadece olmaz olmuşsa bir neden bir anlam vardır..
PAYLAŞ

Garip Olan Bizleriz

Ne tarafa baksam birçok gariplik karşıma çıkıyor.. Herkes söylüyordur bunu belki ama çoğumuz bu garipliklerle doğup onlarla yaşadığımız için hatta bazılarımız bu garipliklerden bazı şeyler elde ettiği için garip değil normaldir bizim için.. Garip olan ne aslında biliyor musun? Aslında çok fazla düşünmeye gerek yok çünkü hergün yüzlercesini görüyoruz.. Garip olan biziz, bizleriz..
Konu biz olunca olmaz tabi de şöyle bir örnekle devam edince belki daha aydınlatıcı olur.. Türkiyenin her yerinde uzun zamandır olan birşey var: DERNEK. Hep görürüz Karslılar derneği Bolulular derneği ama şehir yetmez birde ilçe hatta köyünün adı altında açar derneği. Peki bu nedir? Bildiğin ayrımdır, hemşehri kayırmadır.. İyi ama senin memleketinden bihaber olmasına rağmen hemşehrinden kat kat iyi biri vardır belki etrafında. Ona ne olacak tabiki giremez derneğe çünkü aykırı bu.. Londra Bolulular derneğine hoş geldiniz..
Ayıptır ya adam sana toprağını açmış komşuluğunu vermiş sense neler yapıyorsun.
Ha bu arada bu dernekler bizlerce yönetiliyor uzaylılar tarafından değil bizim köyün bile var...
Ama asıl sorun şu hep vardır bunda bir çıkar..
Eğer gerçekten devlet yetmiyorsa (ki yetmesi çok zor 70 milyona vergi almak dışında tabi) yapılabilir anca matıklı bir çerçevede hemşehri kayırarak değil.. İzmirde ise İzmir Yardınlaşma Derneği açmalısın bilmem nerenin değil...

NOT;bu söylediklerim kesinlikle geldiğin yeri unut ondan kaç demek değildir. Aksine kültürüne sahip çık ama başkasının kültürünede saygı duy demek.. Bütünleşmek için ayrımcılığı unutmamız lazım..

AYDIN GÖKHAN KARATAŞ

PAYLAŞ

The Lost Room

The Lost Room, Amerikan Science Fiction Televizyonu'nda (Sci-Fi Channel) yayınlanan 3 bölümlük bir mini dizidir.
Dizi bir motel odası, bu odayı açan bir anahtar ve Dedektif Joe Miller arasında geçer. Sıradan gözüken bu anahtar her kapıyı Sunshine motelin 10 numaralı odasına açar. Gizemli olan sadece bu değildir, bu odaya ait olan tüm eşyalarında ayrı bir gücü ve gizemi vardır. Anahtarın Joe Miller'ın eline geçmesiyle tehlikeli olaylar başlar.
The Lost Room, Sci-Fi Channel'ın yayınladığı en iyi mini dizilerden biri olarak gösteriliyor.
imdb

İNDİRME LİNKLERİ..
rapidshare01
rapidshare02
PAYLAŞ


Bugün Benim Doğum Günüm


Bugün benim doğum günüm.. İçerisinde milyonlarca hatıra taşıdığım bir ömür sahibiyim bugün.. Bugün 22 yılın son günüydü. Artık başka bir yaşın içindeyim yine içine o kadar çok şey sığınacak ki..

Geçen onca yılın ardından söylenecek en güzel sözüm sanırım iyiki yaşamışım demek olacak çünkü hayat nasıl olursa olsun yaşayınca güzel.. İyiki arkadaşlarıma sahibim iyiki bu yaşamı paylaşıyorum onlarla.. En önemlisi canım yine benimleydi yine her zaman olduğu gibi yanıbaşımdaydı.

Her bir tebrik her bir hatırlanma ve umut dilekleri için bütün herkese teşekkür ediyor hep onlarla kalmak dileğiyle yaşlanıyorum..

Kim Demiş Gazeteci Yazamaz Diye


Hitler döneminde Berlin Hayvanat Bahçesi'nden bir aslan kaçmış.önüne geleni pençeleyerek caddelerde koşmaya başlamış. Polisler kovalıyor ama aslana bir türlü yetişemiyorlarmış.

Ara sokaklardan çıkan ufak tefek bir adam bir aslanla burun buruna gelmiş. Pencerelerden bakanlar aslanın adamı parçalayacağını düşünürlerken, ufak tefek adam cebinden silahını çıkarıp aslanı vurmuş. Aslan yere devrilmiş ve adamın etrafı bir anda insnalarla ve tabiki gazetecilerle dolmuş. Gazeteciler adama ismini sormuş;

- Söyleyemem, demiş adam.

-Alçakgönüllülük yapmayın, yaptığınız harika bir işti, kahramanlık sayılır birçok insanın hayatı kurtuldu, demiş gazeteciler.

-Peki o zaman söyleyeyim ama yazamazsınız, demiş adam

-Biz yazarız demiş gazeteciler..

-Peki ben bir yahudiyim,demiş adam.

Sonra gülümseyerek uzaklaşmış..

Ertesi gün gazetelerde çıkan manşet şöyle;

Acımasız Yahudi Zavallı Aslanı Tabancayla Öldürdü..


Bu hikayenin üzerine yazılcak pek birşey yok aslında ama ülkemizde olanlarıda aynen yansıttığını yazmak istedim..

PAYLAŞMAK İÇİN

Kekliğin Sonu


Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim, tedbili kıyafet yapmış, İstanbul'da Kuşlar Çarşısı'nı geziyormuş... Avcılar avladıkları kuşları, tuzakçılar yakaladıkları maharetli, eğitimli kuşları satıyormuş. Bİr ara padişahın gözü kekliklere ilişmiş.
Bir grup üzerinde ' Tanesinin fiyatı 1 altın' yazıyormuş.
Hemen yanı başında asılı altın kafes içindeki kekliğin fiyatı ise 300 altınmış. Padişahın gözü buna takılmış ve sormuş;
-Hayırdır, bunun diğerlerinden farkı ne ki bu fiyata?
Satıcı;
-Bu keklik özel eğitimli keklik, çok güzel ötüyor, ötmesi bir yana bunun ötüşünü duyan diğer keklikler etrafına doluşuyor. Ee haliyle avcılarda etrafdaki keklikleri çok çabuk ve rahatça avlıyor.
Padişah;
-Al sana 500 altın, ben satın alıyorum demiş..
Padişah parayı verdikten sonra hemen oracıkta kekliğin kafasını kesivermiş...
Satıcı çok şaşırmış ve en maharetli kekliği neden kestiğini sormuş padişaha.
Padişah bağırmış;
-Bu kendi soyuna ihanet eden bir kekliktir. Bunun akıbeti er veya geç ancak budur...
PAYLAŞMAK İÇİN

İstanbul'u Dinliyorum - Orhan Veli Kanık


İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgar esiyor
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar, ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Kuşlar geçiyor, derken
Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.
Ağlar çekiliyor dalyanlarda
Bir kadının suya değiyor ayakları
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Serin serin KapalıçarsıCıvıl cıvıl
MahmutpaşaGüvercin dolu avlular
Çekiç sesleri geliyor doklardan
Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Başımda eski alemlerin sarhoşluğu
Los kayıkhaneleriyle bir yalı
Dinmiş lodosların uğultusu içinde
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Bir yosma geçiyor kaldırımdan
Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.
Bir şey düşüyor elinden yere
Bir gül olmalıİstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Bir kuş çırpınıyor
Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum
Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum
Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
Kalbinin vurusundan anlıyorumİstanbul'u dinliyorum.
video

Sol Meselesi..


Ne garip bir ülkede yaşıyıruz dimi... Herşeye bir garip yaklaşım var.. Hele dışardan uzaklardan gelmişse dışlayıcı bir yaklaşıma dönüyor bu olay. Ama bazende aşırı benimseyen bir yaklaşıma sahip oluyoruz ne hikmetse bakın misal fes Fransızlar çıkarmıştır ama bizle özdeşleşmiştir.
Birde düşüncelere olan yaklaşımımız var ki oo sorma gitsin.. Ülkede bir solculuk bir solcular var ki sormayın.. Ne gariptir ama ne solumuz sol ne de solcumuz solcu.. Zaten onlara hak vermemek elde değil çoğunluğu mümin olan bir ülkede solun tutması zor. Neden mi İslamiyette sol hep şeytana aittir lanetlidir nerde pis iş varsa solla yaparız. Ama sen gelipte sol kollunu kaldırdın mı olmaz bunu kabul etmez mümin. Çünkü ona hep pis işler sol yaptırılmış ve hep öyle olması gerektiği anlatılmıştır..
Üzgünüm ama solculuk artması için islamiyetin etkisinin azalması ve insanların artık ondan uzak yaraması gerekir...

Yaklasımda Hikaye

Geçenki yayınlarımın birinde sizinle herkesten öğrenilecek birşeyin olduğuna dair bir yazı paylaşmıştım ve bugün nette dolaşırken bu konu ile ilgili çıkan bir yazıyı sizle paylaşmak istedim:..

Bir bilge, bir göletin başında oturmaktadır. Susuzluktan kırılan bir köpeğin devamlı olarak gölete kadar gelip, tam su içecekken kaçması dikkatini çeker. Dikkatle izler olayı. Köpek susamıştır ama gölete geldiğinde sudaki yansımasını görüp korkmaktadır. Bu yüzden de suyu içmeden kaçmaktadır. Sonunda köpek susuzluğa dayanamayıp kendini gölete atar ve kendi yansımasını görmediği için suyu içer. O anda bilge düşünür:

-Benim bundan öğrendiğim şu oldu, der.

-Bir insanın istekleri ile arasındaki engel, çoğu zaman kendi içinde büyüttüğü korkulardır. Kendi içinde büyüttüğü engellerdir. İnsan bunu aşarsa, istediklerini elde edebilir. Ama biraz daha düşününce aslında gerçek öğrendiği şeyin bundan farklı olduğunu görür. Asıl öğrendiği şey, insanın bir bilge bile olsa bir köpekten öğrenebileceği bilginin var olduğudur. Bu yüzden ne varsa paylaş, senden de öğrenilecek bir şeyler vardır diğer insanlar için...

Her insanın bir hikâyesi ve söyleyecek bir sözü mutlaka vardır.


KENDİ AYIBINI GÖREMEYİNCE


Dört Hintli bir Mescitte Allahya ibadet için namaza durmuşlar, rüku ve sücuda koyulmuşlardı. Her biri niyet edip tekbir alarak huzur ve huşuyla namaz kılmaktaydı. Bu sırada meyzin içeriye girdi. Hintlilerin birisinin ağzından bilaihtiyar bir söz çıktı; “ meyzin, ezanı okudun mu, yoksa vakit var mı?” öbür Hintli, namaz içinde okuduğu halde “ Sus yahu, konuştun, namazın bozuldu.” Dedi.

Üçüncü Hintli ikincisine dedi ki : “Onu ne kınıyorsun baba, kendi derdine bak, kendini kına!” dördüncü “ Hamd olsun ben, üçünüz gibi kuyuya düşmedim” dedi. Hulasa dördünün de namazı bozuldu. Alemin ayıbını söyleyen daha fazla yol kaybeder. Ne mutlu o kişiye ki kendi ayıbını görürse o alınır, o ayıbı kendisinde bulur.

Çünkü insanın yarısı ayıptandır, yarısı gayıptan! Madem ki başında onlarca yara var, merhemini başın vurmalısın. Yarayı ayıplamak, ona merhem koymaktır. Sınık bir hale düşü mü “ Bir kavmin azizi zelil oldu mu acıyın ona”hadisine mazhar olur. Sende o ayıp yoksa da yine emin olma. Olabilir ki o ayıbı sen de yaparsın, günün birin de o ayıp, senden de zuhur edebilir.

Alıntı: MESNEVİ

Yay Burcu


Bilmem ne kadar inanırsınız astrolojiye... Ya çoğu insan gibi uydurma der geçersiniz yada kaderin gerçekten bir yerlerde yazılı olduğuna inanıp doğru dersiniz.. Ben de insanların çoğu gibi sadece laf olsun diye okur bakardım ta ki o güne kadar. O gün benim coğrafya hocamla konuştuğum gündü bana farklı bir bakış açısı verdi ve gerçekleri gördüm. Günlük burcun uymasını beklemyin çünkü her saniyenin bile çok önemi vardır astrolojide. Zamanla araştırarak öğrendim bunu. Tabi simdi eskisi kadar ilgilenmiyor ve araşırmıyor ama hala inanıyorum. Genel özellik olarak yazılanlara ve sanırım kendime en yakın olduğum aşağıda yazılacak olanlardır.


Siz çift karakterli Yay burcunda dogdunuz. Yay'in sembolüne baktiginiz zaman belki biraz duraklayacaksiniz. Ikizler ve Balik burçlarinin sembollerine bakar bakmaz bunlarin çift karakterli oldugunu anlarsiniz. Sizin sembolünüzde ok atmaya hazirlanan bir adam göreceksiniz. Fakat aslinda bu yarisi insan yarisi at olan bir yaratik mitolojide bahsi geçen Santor'dur. Iste bu insan-at karisimi yaratik da sizin sizin çift karakterli oldugunuzu göstermektedir. Siz Koç ve Aslan burçlari gibi Ates gurubundansiniz. Onlar gibi atesin özelliklerini gösterirsiniz. Ancak ayni zamanda sizde hava gurubunu hatirlatan bazi seylerde vardir. Havalanacak olan ok da bunu isaret eder. Siz çok yönlü bir tipsiniz ve çok ilgi çekici taraflariniz bulunmaktadir. Yildiziniz da bu özellikleri çok daha belirli hale getirmekte ve size apayri bir sevimlilik vermektedir.Konusmaniz çok tatlidir. Çevrenizdekileri oyalayacak konulari kolaylikla seçer ve bunlari zevkle anlatirsiniz. Çok neseli, herseyin komik yönünü bilen bir tip oldugunuz için de sözleriniz çok eglencelidir. Konusma gücünüz sayesinde siyaset alaninda da basarili olmaniz mümkündür. Yildiziniz bolluk, nese, zenginlik temsilcisi Jupiter sizi desteklerken burcunuzda size cesaret ve güven vermektedir. Siz hayati seven, bunun getirdigi kosullari kabul edebilecek kadar cesur ve iyimser, gerektigi taktirde çaliskan bir tipsiniz. Eglenceyi de seversiniz. Siz eglenirken herseyi unutabilirsiniz. Sevdiginiz iste bütün gücünüzle çalisacaginiz için istediginiz gibi eglenmede sizi dinlendirecektir. Siz yeni yerleri görmeyi sevdiginiz kadar yeni çehrelerden de hoslanirsiniz.
Olumlu ve Olumsuz Yönleri Sifre : özgürlük aski, genis fikirlilik, cosku, arastirmacilik.

Yay'larin olumlu huylari : Iyimser, güler yüzlü, sokulgan, açik düsünceli, uyumlu, felsefe ve yargi yetenegi olan, özgürlük seven, dürüst, güvenilir.

Yay'larin olumsuz huylari : Abartici, huzursuz, asri uçlarda, dikkatsiz, fazla iyimser, sorumsuz, kaprisli, taskin, patavatsiz.
Gerçi takdir dostlarımındır...
Haa bu arada bende bir slayt var burclar hakkında gülmekten koparsınız bakarsınız bigün onu da yazarım:D